Yeme-içme, sinema ve televizyonda sıkça kullanılan bir olgu. Birçok yönetmen kafeleri ve restoranları, hatta gece kulüplerini çalışmalarında kullandı. Bu mekânlar zaman zaman sizin de dikkatinizi çekmiştir, eminim. Hatta bazıları için “keşke gerçek olsa” düşüncesini aklınızdan geçirmiş bile olabilirsiniz. İşte Aralık soğuğuna inat içinizi ısıtacağına ve sizi pazartesi sendromundan kurtaracağına inandığım çoğu kurgusal 13 mekân ve içlerinde yer aldığı yapımlar. Sakin bir Pazartesi akşamı için izleme listesi bile olabilir, kim bilir?

  1. Patisserie Mendl’s

Yakınlardan başlayalım.

  1. Akademi Ödülleri’nde ‘En İyi Yapım Tasarımı ve Set Dekorasyonu’, ‘En İyi Özgün Film Müziği’, ‘En İyi Kostüm Tasarımı’ ve ‘En İyi Saç ve Makyaj’ dallarında ödüle layık görülen The Grand Budapest Hotel’in dünya tatlısı pastanesi: Patisserie Mendl’s!

Mendl’s’ın “Courtesan au Chocolate” tarifinin yer aldığı ve bu Courtesan au Chocolate’ların içlerine koyulduğu, oldukça şık ve kendinden kurdeleli fonksiyonel kutuların nasıl yapıldığını anlatan viral videoları internette bulabilirsiniz. Muhakkak izleyin derim.

Filmin atmosferi ve dili düşünülünce, isminin acayipliğini hiç yadırgamadığınız nefis görünümlü courtesan au chocolatelar’ı yiyebileceğiniz bir pastane olsun istemez miydiniz

2. Babette’s Supper Club

Diziyi izleyen kimilerinin bile gözden kaçırdığını bildiğim, enfes bir restoran/kulüp! Boardwalk Empire’ın günümüz gece kulüplerine ilham olabilecek güzellik ve estetikteki mekânından bahsediyorum.

Muazzam derecede şık dantellerin masa kapağı olarak kullanıldığı, yüksek tavanları ve alt salonu yukarıdan izleme imkânı sunan geniş balkonuyla, gerçek olamayacak kadar güzel! Türlü türlü partilerin ve eğlencelerin düzenlendiği mekânda, balkonun bir bölümü orkestra için ayrılmış. Sahnesi alt salonda bulunan bu restoranın, yeme-içme ve eğlenceyi büyük bir ustalıkla bir araya getirdiğini itiraf etmem lazım.

Hikâyenin anlattığı döneme ait en güzel sahne gösterilerini de izleyebileceğiniz bu mekânın, internetten satışa sunulmuş t-shirtleri bile var.

3. Jeremy’s Diner

Issız Adam’ın ‘havuçlu-tarçınlı kek’i hayatımıza soktuğu gibi, yaban mersinli payı meşhur eden My Blueberry Nights’ın romantik işletmesi. Jeremy’nin (Jude Law) filmin başlarında Elizabeth’e (Norah Jones) ikrâm ettiği blueberry pie, hem filmde kullanılan bir metafor, hem de Anglo-Sakson kültürünün Amerika’nın ilk göçmenlerine taşıdığı eski bir lezzet.

İlginç bir aşk hikâyesinin konu edildiği filmin ruhuna uygun tasarlanmış bu mekân, Soho’nun arka sokaklarında yer alan gerçek bir cafe/barın; Cafe Palacinka’nın elden geçirilmesi ile filmdeki haline getirilmiş.

Sade dizaynı, minimalistliği, sahibinin özellikleri ve öykünün kendisi göz önüne alınınca, çoğumuzun sahip olmayı hayal ettiği türden bir yer.

4. Central Perk

Buraya almasam olmayacak bir yer. Efsanevi dizi Friend’s karakterlerinin toplanma mekânı. Mojtaba Asadian isimli bir işadamı, 2006 yılında Central Perk ismini 32 ülkede tescil ettirerek bayilik vermeye başlamış. Mojtaba’nın şirketi ile bir alakası var mı bilemiyorum ama İngiltere’de Central Perk adı ve logosuyla 3 şubeli bir zincir kafe bulunuyor.

Dizi kahramanlarının hatıraları ile dolu bu fiktif işletme, onların mutluluk ve hüzünlerini paylaştıkları, işten çıkıp biraz yorgunluk atmaya biraz da laflamaya geldikleri sıcacık bir kafe. Dizinin müptelası olan ve bugün hâlâ uyumadan önce 1-2 bölüm izleyenler için çok şey ifade ediyor burası.

En rahat koltuk neredeyse her zaman dolu ve bütün misafirler o koltuğun peşinde. Kafenin servisi her ne kadar kötü olsa da bu, müdavim olmanın, dostlarla sosyalleşmenin ve bir mekânı çok sevmenin getirdiği hissiyatla, karakterlerin çoğu zaman hoşgörüyle yaklaştıkları bir durum. Samimiyet, bir hayran kitlesi oluşturabilme ve ziyaretçilerine gerçek bir deneyim yaşatmaya odaklanma! Her şeyi insan üzerine kurgulayan, ufak tefek hataları iletişim ve ilişkilerle çözebilen, dolayısıyla uzun soluklu olabilmiş işletmelerin sırrı da bu bence.

5. Alper’in Restoranı

Evet, doğru bildiniz! Issız Adam Alper’in (Cemal Hünal) restoranı. Literatürde chef-owner yani sahibin aşçı olduğu bir restoran burası. Gerçekte ise, geçtiğimiz günlerde bir erkek dergisi tarafında ‘Yılın En İyi Şefi’ seçilen Arda Türkmen’in şimdi artık var olmayan işletmesi ‘Leblon’.

Alper karakterinin bizzat mutfakta çalıştığı bu mekân aynı zamanda, aşçılığın bir meslek olarak ülkemizde nasıl popüler olduğunun da somut bir kanıtı. Çağan Irmak’ın bu karakterle, insanımızın zihnindeki aşçı imajına ağır bir darbe vurduğunu ve bu imajı tamamen değiştirdiğini düşünüyorum. Bu mekânın listede yer almasının asıl nedeni budur. Filmi çok sevmemiş birisi olarak, bana göre filmin en büyük başarısının da bu olduğunu belirtmeliyim.

6. Gusteau’s

Dünyanın en sevimli aşçılarının çalıştığı Ratatouille’nin fine dining restoranı Gusteau’s, yeme-içme üzerine yapılmış en iyi filmlerden birinin merkezi. Profesyonel bir gözle izlendiğinde, bir restoranın arka planında, sıradan bir günde yaşananları en gerçekçi haliyle yansıttığı ve detaylara önem verdiği açıkça ortada olan enfes bir film.

Esas oğlan Remy’nin, bir köy evinde pişen ratatouille’nin kokusunu aldığında çocukluğuna geri dönüşü ve Chef Gusteau’nun izlerini takip ederek, içindeki yemek yapma aşkını ve yeteneğini ortaya koyuşu ile yeme-içmeye ilgi duyan herkesin bir kere daha izlemesi gereken bir yapım.

Gusteau’s da filmden esinlenerek gerçek hayatta açılan restoranlardan. Moldova’nın başkenti Kişinev’de, logosu biraz değiştirilerek açılmış. Ayrıca Disneyland Paris’in içinde ‘Bistrot Chez Remy’ adında bir başka restoran daha bulunuyor. Yolunuz düşerse uğrayın derim.

Devam edecek…