7. Jack Rabbit Slim’s

Vincent Vega (John Travolta) ve Mia Wallace’ın (Uma Thurman), Chuck Berry’nin  ‘You Never Can Tell’ isimli şarkısıyla dans ettikleri kült film Pulp Fiction restoranı. Üstü açık, eski model Amerikan arabalarının içinde yemek yenilebilecek şekilde tasarlanmış, büyük ve yuvarlak bir sahnesi olan, tam bir Pulp Fiction mekânı. Film için daha uygun bir yer dizayn edilemezdi diye düşünüyorum.

Twist yarışmalarının da düzenlendiği bu mekânda, filmin en akılda kalıcı olan sahnelerinden birisi çekilmiş. Dansa yepyeni bir figür kazandıran bu sahne, Vega ve Wallace’ın işleri dışında ne derece yetenekli olduklarını da gösteriyor.

İngiltere’de Jack Rabbit Slim’s adında bir Amerikan restoranı bulunuyor. Bunun dışında, restoran için yapılmış t-shirtleri de internette bulmak mümkün.

8. The Shed at Glenwood ve Taco Bell

Bu defa kurgusal değil gerçek bir markadan söz etmek istiyorum. Taco Bell, birçok insanı hem ağlatmış hem de güldürmüş 2009 yılı yapımı bir film olan The Blind Side’ın konu edindiği ailenin, gerçek hayatta bayiliklerini aldığı ünlü Amerikan restoran zinciri.

Filmde Tim McGraw’un canlandırdığı Sean Tuohy, 80’den fazla restoranın sahibi. Filmde Tuohy’nin sahibi olduğu restoranlara hiç gidilmemiş olsa da, 2 farklı restoran sahnesi var ki bunlar, belki de filmin en çarpıcı mesajlarının verildiği sahneler. İlki adını bilmediğimiz şık bir restoranda toplanan kadınların Leigh Ann Tuohy’yi (Sandra Bullock), evine kimsesiz bir zenciyi aldığı için yadırgadıkları sahne. Diğeri ise Taco Bell gibi gerçek bir restoran olan The Shed at Glenwood’da, Michael Oher’in (Quinton Aron) o restoranda garsonluk yapan kardeşiyle karşılaştığı sahne. Her ikisi için de izlemeye değer bir film.

9. Moe’s ya da Moe’s Tavern

Hepiniz anladınız sanırım hangi yapım olduğunu. Bir başka efsane dizi The Simpsons’ın babası Homer’ın takıldığı mekân. Sanırım hangi yaştan olursak olalım, yolumuz bir şekilde Simpsonlar’la kesişmiştir. Göz ucuyla da olsa, Moe’s Tavern’e birçoğumuz aşinayızdır. Öyle olmasa bile, fenomen bir çizgi dizinin en önemli mekânlarından birisi olarak bu yazıda yer almayı fazlasıyla hak ediyor kanaatindeyim.

Klasik bir Amerikan barı olan bu mekân, Amerikan yaşam tarzı eleştirisi bir çizgi film için olmazsa olmaz bir yer. Böyle bir mekân olmasaymış, sanırım hikâye biraz eksik kalırmış. Diziyi seviyorsanız, belki birkaç bölüm izlemek isteyebilirsiniz.

10. The Alibi Room

Bu isimde, biri Vancouver’da diğeri de California’da olmak üzere iki restoran/bar bulunuyor. Ancak bizim konumuzla alakalı olan The Alibi Room, son yılların en iyi kara mizah örneklerinden biri saydığım Shameless’ın The Alibi Room’u.

The Alibi Room, The Simpsons’ın Moe’s Tavern’inin vücut bulmuş hali adeta. Chicago’nun varoşlarında yer alan bu bar, genellikle aylak takımının uğrak yeri olan, üçüncü sınıf bir işletme. İşletmenin en büyük sermayesi de bu aylak takımı zaten.

Uzun sayılabilecek barı, 30-40 kişilik oturma kapasitesi, bilardo masaları ve duman altı atmosferi ile tam bir sefahathane. Gelin görün ki, senaristler en can alıcı mesajlarını dizinin ana karakteri olan Frank Gallagher’dan (William H. Macy) bu mekânda alıyorlar. Gallagher, biraz çıkarcılığı, biraz da çaresizliği ve kızgınlığı nedeniyle geliştirdiği tüm sistem eleştirilerini burada açıklıyor kamuoyuna. Bu yüzden, dizi için oldukça önemli bir mekân. Tabii diziyi sevenler için de öyle.

11. Bill’s Candy Shop

Willy Wonka & The Chocolate Factory’nin şekerci dükkanı. 1971 yılında yapılmış bu müzikal filmde, çocukların koşarak şekerci dükkanına gidişleri ve Willy Wonka’nın onlara ‘The Candy Man Can’ şarkısını söylediği sahne, akıllarda kalıcı türden.

Tim Burton bu filmi 2005 yılında ‘Charlie & The Chocolate Factory’ adıyla ve fantastik ögelerle yeniden çekmişti. Kocaman insanlar filmi izlerken canımızın dramatik bir şekilde çikolata çektiğini hatırlıyorum.

12. Los Pollos Hermanos

İlerleyen yıllarda ‘kült’ olarak tanımlanacak ender dizilerden birisi olan Breaking Bad’in efsane tavukçusu Los Pollos Hermanos bir restoran zinciri olduğu kadar, kara para aklamanın ve uyuşturucu kartelinin de merkezidir.

Los Pollos Hermanos olarak kullanılan mekân, gerçekte ‘Twisters’ isimli bir fast food restoranıdır. Los Pollos Hermanos, çok tanıdık ve ortalama bir tavukçu zinciri aslında. Aynı zamanda, klasik Amerikan fast food zincirlerinin yerleşim ve mimarisini yansıtıyor.

Restoranı bu listeye aldıransa, dizinin ulaştığı hayran kitlesi. Benim de içinde bulunduğum bu kitle için bu restoran, hikâye açısından oldukça önemli.

13. Ali Haydar Usta’nın Yeri

Bir dönemin herkesi ekran başına kilitleyen dizisi İkinci Bahar’ın kebapçısı Ali Haydar Usta (Şener Şen) ve O’nun mekânı. Bana göre, yeme-içme kültürümüzde devrim yapmış bir dizidir İkinci Bahar. Diziden önce Gaziantep Mutfağı diye bir şeyi, Gaziantepliler ve Türk Mutfağı uzmanları biliyordu. Dizi, Gaziantep Mutfağı’ndan ziyade, yerel mutfak kültürü kavramının yerleşmesine ve yaygınlaşmasına neden oldu.

Tam da o yıllardan sonra, ‘mozaik pasta’ tariflerinden ‘köpoğlu mancası’na doğru geçiş yaptık. Antakya/Hatay Mutfağı, Karadeniz ve Ege Mutfaklar’ını keşfetmeye başladık. Bilen biliyordu zaten ama yöresel yemekleri aslına uygun pişirip satan işletmeler, dizinin bu kadar çok sevilmesinden ve izlenmesinden sonra artış gösterdi.

Daha önce bir başka yazıda da belirttiğim gibi; televizyon ve sinemanın, yeme-içme kültürünün yayılmasında, evrilmesinde ve birikiminin artmasında sanıldığından çok daha fazla önemi var. Hatta diyebilirim ki, konunun çok dışında insanları yeme-içmeye, gastronomiye özendiren/yönlendiren birincil araç, sinema/televizyondur. İkinci Bahar’ın da bu konudaki katkısı tartışılmazdır bence.

Evet, yukarıdaki yapımlara bakınca, sinemacıların rahatlıkla iyi birer yeme-içme mekân tasarımcısı olabileceklerini düşünmeden edemiyor insan. Filmlerinin ya da dizilerinin ruhuna uygun mekânlar tasarlayan/seçen yönetmenler, belki bir gün yatırımcıların restoran tasarımlarında da yer alır. Fakat bu olana kadar benim ilgilendiğim şey biraz önce de belirttiğim gibi, sinema/televizyonun yeme-içme kültürü üzerindeki etkisi. Şöyle düşünün: Bazıları hayat bulmuş olan bu mekânlar gerçek olsa, onları ziyaret etmez miydiniz?

Aklınıza gelen ya da sevdiğiniz başka yapımlarda yer alan mekânlar varsa, yorumlarınızı bekliyorum!

Güzel bir hafta dilerim…